İçeriğe geç

Vehbi Koç’tan Hayat Dersleri

32. Gün arşivinden 1992 yılında çekilmiş Vehbi Koç Belgeselini notlar alarak izledim. Türk iş dünyasının en büyük liderlerinden olan Vehbi Koç’u rahmetle anıyorum. Ülkemize kazandırdıkları, başarılı bir aile şirketinin çok ötesinde.

Ailesinin arzusuna rağmen, ortaokul son sınıfta okulu bırakmaya karar verdi. “Türkler askere gider, bekçilik yapar; gayrimüslimler ise en üst seviye işlere hakimler ve en güzel semtlerde yaşarlardı.” Bu sorgulama sonucu okulu bırakmaya karar verdi, babası da oğlunun kararlılığını görerek, oğlu ile işleteceği küçük bir bakkal dükkanı açtı.

İyi kazandıran işleri tespit ederek, liyakata önem vererek en iyi elemanlarla birlikte çalışmaya özen gösterdi. Gayrimüslimlerde olan ticaret ve teknik bilgilerin müslüman çalışanlara aktarılmasını sağladı.

Ülkenin bağımsızlığı sonrası ülkenin inşaat ihtiyacını görerek inşaat malzemeleri ticaretine başladı. Sonrasında müteahhitlik işlerine başladı. Cumhuriyet’in 10. yıl kutlamaları için Numune Hastanesi inşaatını tamamladı.

Zenginleşip fakirleşen iş insanlarını gözlemledi; tutumlu olmaya ve ayağını yorganına göre uzatmaya gayret etti.

Alanında en iyi olan insanları bulmaya, onlara yüksek maaş ve ortaklık vermeye önem gösterdi. Yöneticilerinin işlerini sahiplenmesini sağladı. Çalışanlarına olan mesafesini korudu, ilişkilerini iş seviyesinde tutmaya çalıştı.

Toplantılara çok iyi hazırlanır, doğru soruları sorardı. Çalışanlarının yorumlarını dinleyerek karar almayı önemserdi.

Kurucuların vefatı sonrası şirketlerin kapanmasını görerek, global firmaların kurumsallaşmalarını inceledi. Türkiye’deki ilk anonim şirketi kurdu.

2. Dünya Savaşı döneminde, Almanya’nın işgal ettiği Romanya’dan kaçan 600 kişilik Musevi grubu, bir gemi ile İstanbul’a gelmişti. Almanya’nın gazabından korkan ülkeler, bu insanları kabul etmiyordu. Gemide bulunan Mobil şirketi Romanya genel müdürü ve ailesi, Vehbi Koç’un gayretiyle gemiden ayrılabildi. Ne yazık ki bu gemi daha sonra Karadeniz’de battı ve büyük bir trajedi yaşandı. Vehbi Bey’in bu gayreti üzerine, Koç şirketlerinin ABD ve İngiliz müttefik devletleriyle olan ticaret yasağı kaldırıldı.

2. Dünya Savaşı’nı analiz ederek müttefik devletlerin kazanacağına kanaat getirdi, ABD’ye giderek General Electric firmasını ikna etti ve Türkiye’deki ilk yabancı ortaklı fabrikayı kurdu.

Otomobil fabrikası kurmak için Detroit’teki Ford genel merkezine gitti fakat Ford’un meşgul olduğu gerekçesiyle görüşme gerçekleşmedi. Aylar sonra en iyi bayi seçilerek davet üzerine tekrar gitti. Menderesin yazdığı bir referans mektubu yanına aldı ve yapılan görüşmeler neticesinde fabrika kurmak üzere anlaşıldı. Fakat döndükten sonra Vehbi Koç’un CHP’li olması sebebiyle, Menderes kendi partisi tarafından baskı altına alındı ve Koç’a 8 ay randevu vermedi. Sonunda izin almayı başardı ve Anadol üretilmeye başlandı.

Siyasi baskılar sebebiyle denetlemelerden geçiyor, Demokrat Parti’ye geçmesi isteniyordu. CHP üyeliğinden istifa etti fakat Demokrat Parti’ye üye olmadı.

1960 ihtilalinde iş insanları ülkeyi terk ediyordu ve Koç’a da gitmesini tavsiye ediyorlardı. Bu tavsiyelere şöyle cevap verdi: “Bu memleket varsa ben varım .”

Koç Lisesi ve Koç Üniversitesi ile eğitim alanında başarılı kurumlar kurdu. Memleketin kalkınması için nüfus planlamasının önemli olduğuna kanaat getirdi. “İnsanların Hindistan’da nasıl yaşadığını gördüm, içler acısı. Ne eğitim kâfi geliyor, ne sağlık hizmetleri kâfi geliyor, iş arayanların sayısı sürekli artıyor ve bunların sonucunda sosyal hareketler oluşuyor. Bu hızda nüfusumuz artarsa, Türkiye’nin kalkınmasının ihtimali yoktur.”

Yönetim Kurulu Başkanlığını oğlu Rahmi Koç’a bırakırken şu öğütleri verdi: “Memlekete yararlı olan bu müesseseyi koruyun, insanlara iş sağlayın ve devlete verginizi eksiksiz verin.”

Aile komitesi kurarak ailevi konuları bu komitede görüştü. Çocuklarına sevgisini belli eden birisi değildi, sadece yılda bir kere aile fotoğrafı çekilirken çocuklarını kucağına alırdı. Eşi Sadberk Hanım için şunları söyledi: “Zenginliğimden yararlanmamıştır, tek arzusu adının yaşatılması idi. İsminin yad edilmesi için Sadberk Hanım Müzesini yaptırdım.”

Hayatında pişmanlık duyduğu tek konu lisan bilmemesi, bu sebeple çocuklarının lisan öğrenmesine önem gösterdi.

İsraftan nefret ederdi, harcamaları gözden geçirir ve kontrol ederdi. “Bana çok tamahkâr, cimri derler, yemez içmez derler. Ben lüzumsuz para sarf etmenin aleyhindeyim. Ford bir arabam var, mercedese binebilirim ama doğru değil. Memlekete faydalı bir iş yapacaksam parayı hiç esirgemem; 10 milyon 20 milyon harcarım fakat 20 lira için kıyameti koparırım. Sistemim budur.”

“Sabah yedide kalkar, meyve yerim. Gazetelerde ekonomi haberlerini okur, öğle yemeğini yerim, 1 saat uyur sonra namazımı kılarım. Sonra işe gider, akşam eve gelir bir kadeh viski içerim. Yemeğimi yer, haberlere bakar ve uyurum.”

“Sanayiye girene kadar borçlanmadım ve gereğinden fazla borçlanmaktan uzak durdum.”

“Sıhhatinize dikkat edin, çok çalışın, ölçülü ve dikkatli hareket edin.”

Tarih:Yönetim

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: