İçeriğe geç

Kazanmak İstiyorsanız-Misyon ve Değerler, Açık Sözlülük

Jack Welch ve eşi Suzy Welch tarafından kaleme alınan “Kazanmak İstiyorsanız (Winning)” kitabında yılların yöneticilik tecrübesini sade ve etkileyici biçimde aktarmış. Kendisi bu sene 84 yaşında hayata gözlerini yumsa da, fikirleri ve başarılarıyla daima büyük bir iş lideri olarak hatırlanacak.

“Yüzyılın Yöneticisi” ve “Ceo’ların Ceo’su” ünvanlarının yanında, “Nötron Jack” ünvanıyla akıllarda kalan Jack Welch kimdir?

1981-2001 yılları arasında GE (General Electric) şirketinin Baş İcra Sorumlusu (CEO) olarak görev yapmıştır. Gençlik yıllarında gazete dağıtımı, ayakkabı satıcılığı gibi işlerle uğraşmış. Lisede okurken hokey takımı kaptanlığı ve beyzbol sporlarıyla ilgilenmiş. Mücadeleci ve rekabetçi tarzının kökeni bu yıllara dayanıyor olmalı.

Kimya mühendisi olarak lisans ve doktora mezuniyeti ardından 1960 yılında GE şirketinde işe başlamış. Kısa süre sonra yapılan düşük zamlardan ve şirket için bürokrasiden dolayı istifa etmeyi planlarken, yöneticisi tarafından “küçük bir şirket ortamı” kurmasına imkan verileceği sözüyle ikna edilmiş.

Zaman içinde gösterdiği başarılarla öne çıkan Welch, 45 yaşında en genç BİS olarak şirketin başına geçmiş. BİS görevine başladığında 12 milyar $ olan şirket değeri, görevi bıraktığı yıl 410 milyar $’a ulaşmış.

Emekliliği sonrası katıldığı sayısız konferanslarda kendisine sorulan genel soruları ve cevapları derlediği kitabı “Kazanmak İstiyorsanız” ‘ı kaleme almış. Bu kitap dışında yazdığı iki kitabı da en çok satanlar listesinde bulunuyor.

Kitap 5 bölümden oluşmakta, bu yazıda “Hepsinin Altında Yatan” bölümüne ağırlık vereceğim.

“Kazanan en iyi oyunculara sahip olan takım olacaktır, o nedenle en iyi oyuncuları bulmayı ve elde tutmayı bilin; meseleler üzerinde düşünürken hareketsiz kalmanıza yol açacak kadar çok kafa patlatmayın; işin hangi kısmını yapıyor olursanız olun, öğrendiklerinizi yılmadan başkalarıyla paylaşın; tavrınız olumlu olsun ve bunu etrafınıza yayın; asla kendinizi kurban konumuna sokmayın ve Tanrı aşkına- zevk alın.”

Misyon ve Değerler

Misyon nereye gitmekte olduğunuzu ifade eder; değerlerse sizi oraya vardıracak olan davranışları tamımlar.

Etkin bir misyon açıklamasının temel olarak yanıtladığı tek bir soru vardır: Bu işte nasıl kazanmayı düşünüyoruz?

1981-1985 boyunca, içinde yer aldığımız bütün pazarların bir ya da iki numarası haline gelerek “dünyanın en rekabetçi firması” olacağımızı ve bunu da, bu hedefe varma performansını gösteremeyen bütün işleri, ya düzelterek ya satarak ya da kapatarak gerçekleştireceğimizi söyledik. Bu misyonun ne anlama geldiği konusunda en ufak bir kuşku olamazdı.

Misyon tespiti tepe yönetimin sorumluluğundadır. Misyon, sonuçta onun hesabını verecek olanlar dışında, kimseye devredilemez.

Önemli olan, meselenin gerçek özünü oluşturan ayrıntılardır. Değerleri parlak kartlar üzerine bastırdık: “Sınır tanımaz olun-kaynağı ne olursa olsun, her zaman en iyi fikirleri araştırıp yaşama geçirin.” ve “Bürokrasiye göz yummayın.” ve “Değişime, büyüme fırsatı gözüyle bakın.” Bu davranışlardan bazıları daha fazla açıklama ve yorum gerektiriyordu. Biz bunu toplantılarda, değerlendirmelerde ve su soğutucusunun başındaki sohbetlerde sürekli yapıyorduk.

Eğer desteklenmiyorsa, değerler ve davranışlar konusunda netlik pek işe yaramaz. Değerleri gerçekten anlamlı kılabilmek için şirketlerin bu değerleri sergileyen insanları ödüllendirmesi ve bunu yapmayanları cezalandırması gerekir.

Vizyon, misyon, değerler işletme kitaplarında yazan ve çoğunlukla net tanımları yapılamayan soyut ifadeler. Şirketlerde duvarlara asılır ve çalışanların ezberlenmesi beklenir, özellikle denetim dönemlerinde. Oysa Jack Welch, Misyon ve Değerler’i son derece somutlaştırmış ve bunu şirketin ruhu haline getirmiş. Şirketler insanlardan oluşuyor- hâlâ- ve amaç birliği kazanmış insan topluluklarının başarısız olması düşük bir ihtimaldir.

Açık Sözlülük

Açık sözlülük eksikliği iş yaşamındaki küçük pis sırların en büyüğüdür.

Böylesi insanlar açık iletişim kurmazlar veya sahici bir tartışma başlatacak fikirler ortaya koymazlar. Yüreklerini açmazlar. İnsanlar rahatsız olmasın ya da anlaşmazlık çıkmasın diye ağızlarını kaparlar ve görünüşü kurtarmak için acıyı şekere bularlar. Enformasyonu gizleyerek her şeyi kendilerine saklarlar.

Eğer en büyük düşmanınız kendi aranızda birbirinizle iletişim kurma tarzınız ise, dış rekabeti unutun gitsin.

Açık sözlülük daha çok insanın konuşmaya katılmasını sağlar, zenginleştiricidir. Açık sözlülük hız kazandırır. Açık sözlülük maliyetleri düşürür.

Kant’a göre, insanlar başkalarını hoş tutmak için açık sözlülükten uzak durduklarında, aslında güveni yok etmekte ve böylelikle, sonuçta toplumu çürütmektedirler.

Açık sözlülük olmayınca, herkes kendi durumunu kurtarıyor ve şirket ağır aksak yoluna devam ediyordu. Statüko kabul görüyordu. Sahte davranışlar gündelik ofis yaşamının parçası haline gelmişti. İnisiyatif sahibi, girişken ve cesur insanlar ya baş belası olarak damgalanıyor ya da başlarına daha kötü şeyler geliyordu.

Açık sözlülüğe ulaşabilmek için onu ödüllendirmek, yüceltmek ve sözünü etmek gerekir. Bu davranışı gösterenleri herkesin gözü önünde kahramanlaştırmalısınız. Hepsinden önemlisi, üst yönetici olmasanız dahi, bunu büyük bir coşkuyla, hatta abartılı bir biçimde sergileyen bizzat siz olmalısınız.

Açık sözlülüğü tetiklemenin tek yolu, meseleyi tehdit edici olmayan sözlerle dürtüklemektir: “Kurduğunuz bu muhteşem ekiple 10 iktisap (kazanım) daha yapılabilir. Meseleyi küresel gözle araştırdınız mı?” Bu ve benzer sorularla, toplantıları kendini kutlayan bir gösteri olmaktan çıkartıp, şevklendirici bir çalışma oturumu haline getirme gücüne sahiptir.

GE’ye katıldığım günden BİS olarak atandığım güne kadar amirlerim beni hep açık sözlülüğümden dolayı uyardılar. Yıpratıcılıkla damgalandım ve bana hep açık sözlülüğümün çok geçmeden kariyerimin önünde bir engel haline geleceği söylendi. Şimdi GE’deki kariyeri artık sona ermiş bir kişi olarak size diyorum ki, bu kariyeri bana sağlayan şey açık sözlülüğüm olmuştur. Bu oyuna çok sayıda insan, çok sayıda ses katıldı; çok fazla enerji harcandı. Birbirimizle açık konuştuk ve hepimiz bu konuda daha da ustalaştık.

Açık sözlülüğün insan doğasına ters düştüğü konusunda herkes hemfikir. Her sabah 6:10 trenini yakalamak için saat beşte uyanmak da öyle. Saat birde yapılacak önemli bir toplantıyı kaçırmamak için, öğle yemeğini çalışma masasında bir şeyler atıştırarak geçiştirmek de öyle. Ama içinde yer aldığınız ekibin ya da kuruluşun çıkarları için, kolay olmayan birçok şey yapıyorsunuz. Açık sözlülüğün en iyi olan tarafı, insan doğasına ters ama paha biçilemeyecek derecede değerli bir davranış olmasıdır.

Başarılı olmuş şirketlerin kültürlerinde, değerlerinde ortak noktalardan birini açık sözlülük ve bunun sonucu olarak güven oluşturur. Daha iyiye ulaşmak için birbirinin canına okuduktan sonra, hep birlikte yemeğe çıkabilen ve eğlenebilen ekipler açık sözlülüğün doruklarındadır. Bunları söylersem istenmeyen kişi olurumdan, bunları söylediğim için şirketim kazanacak diyebilenler açık sözlüdür. İş hayatının başlarında teorik bilgilerle dolu yeni mezunların, açık sözlü olmamaya dair öğrenilmişlik çaresizlik yolları bolca hayal kırıklıkları ile doludur. Açık sözlü olamadığınız ortamlar, ruhu karanlıklara hapseder çünkü kendi sesinizi bastırır ve üzerine toprak örtersiniz. Ustalaşmak gerekilen nokta; açık sözlü olurken, hedef göstermemek ve kırıcı olmamak. Bazen ne kadar çabalarsanız çabalayın, birileri alınganlık gösterecektir. Yine de vazgeçmemeli, doğru üslup ile görüşler açıkça dile getirilmeli.

Kaynakça: Kazanmak İstiyorsanız : Jack Welch, Suzy Welch, – Optimist Yayınları 2006

https://en.wikipedia.org/wiki/Jack_Welch

https://www.cnbc.com/2020/03/02/jack-welch-obit-ge.html

https://www.ge.com/about-us/leadership/profiles/john-f-welch-jr

Tarih:Yönetim

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: